Content Advisory

Hassas İçerik Uyarısı

Bu site, savaş suçları gibi hassas konuları işlemekte olup, yaralı veya ölmüş insanları gösteren birçok detaylı görsel içermektedir.

Turgut Alp Boyraz
AA Orta Doğu Haberleri Müdürü
Kudüs - FilistinRöportaj: Serkan Kaya
Turgut Alp Boyraz
Filistinlilere haklarını vermesek de biz güvendeyiz, şeklindeki özgüven tamamen yıkıldı

7 Ekim bir dönüm noktası olarak görülüyor İsrail Filistin gerginliğinde. Çatışma daha önceki savaşlara hiç benzemeyen bir savaşa dönüştü. Bölgenin tamamına baktığınızda bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

7 Ekim’e kadar İsrail’in yenilmez olduğu yönünde bir algı vardı. Sadece Filistin’de değil, Arap halklarında büyük oranda böyle bir şey vardı. Ama 7 Ekim’de, 1.000-1.200 kadar Hamas mensubunun İsrail’e saldırı düzenlemesi, ablukayı kırması ve 17 yıldır abluka altında olan bir direniş örgütünün bunu başarabilmesi; İsrail ordusunun istihbaratının, polisinin bunu öğrenememesi ve ordunun karşı koymakta bu kadar gecikmesi bütün Filistin’de, bölgede ciddi derecede yankılandı. Ve özellikle İsraillilerde ciddi bir şok oldu, çünkü İsraillilerde neredeyse bir iman derecesinde bir güven vardı İsrail ordusuna yönelik. Bu yıkıldı büyük oranda. Ve ondan sonra devam eden, üç aydır süren bombardıman da ikinci bir şok yaşattı. Neyi kastediyorum? Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Batılı ülkelerin mutlak desteğiyle en son ve en yüksek teknolojiyle Gazze’yi bombalayarak, sivil-silahlı unsur ayrımı yapmadan herkesi öldürmelerine rağmen İsrailli esirlerin bir tanesini bile geri getiremediler ve Hamas’ı bitiremediler, o başta koydukları hedefi. Bu da ikinci bir şok yaşattı İsrail’e. İsrail’de birçok yorumcunun da bu noktaya temas ettiğini görüyorum. Şu anda İsrail, Filistinlilerde ve diğer Arap toplumlarında oluşan “İsrail’i yenmek ve Filistin’i kurtarmak, özgürlüğüne kavuşturmak mümkün” hissini öldürmek için sanki bu saldırıların şiddetini artırıyor. Bu açıdan bile tek başına bir dönüm noktası.

İkinci olarak da uluslararası etkisine değinelim. Yine bölgede Filistin meselesi artık ikinci, üçüncü, dördüncü plana itilmiş ve Arap ülkeleri artık İsrail’le normalleşmeyi, Filistin meselesinin çok da önemli olmadığını konuşmaya başlamışken bu saldırı neticesinde Filistin meselesi yeniden birinci odak noktası oldu ve bu mesele birçok ülkeyi “burası çözülmeden bölgeye barış gelmez; Filistin meselesini yok sayamayız” noktasına getirdi.

Peki bu durum coğrafyayı, Orta Doğu dediğimiz bölgeyi nasıl etkiler sizce?

Birincisi, ilk başta söylediğim mesele bence. Yani Filistin meselesini yok sayan, “Burada İsrail var, Filistin diye bir ülke yok” istikametindeki gidişatı tamamen tersine çevirdi. Bütün bölge ülkeleri ve dünya ülkelerinden gelen mesajlar da böyle. Politikalarını yeniden gözden geçirip Filistinlilerin burada hâlâ var olduğunu kabul etme noktasına geldiler. İkincisi, 7 Ekim’den sonra, Hamas’ın başlattığı saldırıdan sonra, İsrail’in Gazze’de bu kadar sivili öldürmesi, dünya halklarını ayağa kaldırdı tabiri caizse. Yani Amerika’da, Almanya’da, Batı başkentlerinde daha önce görmediğimiz şekilde yüz binlerce insan sokağa döküldü. Bu dünya kamuoyundaki değişim de muhtemelen önümüzdeki yıllarda hükûmetlerin de politikalarını Filistin lehine, İsrail aleyhine yeniden gözden geçirmelerine sebep olacak gibi duruyor.

turgut-alp-boyraz
20 Ekim 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Abed Zagout)
Şu anda İsrail, Filistinlilerde ve diğer Arap toplumlarında oluşan ‘İsrail’i yenmek ve Filistin’i kurtarmak, özgürlüğüne kavuşturmak mümkün’ hissini öldürmek için sanki bu saldırıların şiddetini artırıyor

Turgut Alp Boyraz, hem İsrail, Yahudi tarafıyla hem de Müslüman tarafıyla iletişim halinde olan bir isimdir. Anadolu Ajansının yetkilisi olarak. Her iki tarafın da tabii kendi bakış açısı var. Ama ortak noktada buluştukları bir yer var mı, yolun sonunda, tünelin sonunda bir barış umudu, İsrail-Filistin sorununun tarihe karışması gibi bir umut var mı?

Bunları öngörmek çok güç, çünkü İsrail toplumunun ekseriyeti son derece radikal fikirlere sahip. Yani savaş karşıtı gösterileri takip ediyoruz ama yüz, iki yüz, üç yüz kişi geliyor. Ama toplumun ekseriyetinin, hükûmet karşıtı ya da yanında, Netanyahu karşıtı ya da yanında, şiddet politikalarını savunduğunu görüyoruz. Dolayısıyla birçok yorumcu da şunu söylüyor: içeriden bir değişim olmaz. Yani İsrail toplumunun ve siyasetinin “artık daha barış yanlısı, çözüm odaklı politikalara yönelelim” şeklindeki bir eğilime girmeleri mümkün gözükmüyor. Ama uluslararası baskıyla bu mümkün olabilir. Ancak İsraillilerde de bence şöyle bir zihinsel değişime, kırılmaya yol açtı. Yani, (İsrail kamuoyu) “Evet, ordumuz çok güçlü. İstihbaratımız çok güçlü. Filistinliler ne halleri varsa görsünler” noktasını bir kez daha zihninde gözden geçiriyor. Yani, 7 Ekim’den sonra, zannediyorum 10 Ekim’de, Gazze sınırında bir İsrailli gazeteciyle, Kanal 12’ye çalışan biriyle konuştum. “Ne yaptın?” dedim. “İlk işim çocuklarımı alıp Bulgaristan’a göndermek oldu” dedi. Bulgaristan Yahudisiymiş, çünkü İsraillilerin hepsinin geldiği bir yer var. Yani buralı değiller. Bir yerlerden geldiler ve İsraillilerde şöyle bir zihni kırılmaya yol açtı. “Bizim demir kubbemiz var.” Hani o hava savunma sistemi. “Ordumuz var, istihbaratımız var ve Filistinlilere haklarını vermesek de biz güvendeyiz” şeklindeki özgüven tamamen yıkıldı. Yetmiş beş yıldır işgal altında tuttuğu, 17 yıldır abluka altında tuttuğu bir yerdeki bir direniş örgütü bile İsrail ordusuna karşı böyle güçlü bir mücadele verebildi. Dolayısıyla muhtemelen savaştan sonra İsrail içerisinde bu tartışmaları göreceğiz. Şimdi tabiri caizse herkes hançerini çekmiş, savaşın bitmesini bekliyor. Hem siyasiler hem toplum içerisinde savaş sonrasında ciddi bir sorgulama olacak gibi gözüküyor ama bu nereye evrilir, İsrail’in politikalarını nasıl etkiler? Bunu şimdiden kestirmek güç açıkçası.

Burada 7 Ekim’den sonra Hamas’ın bir saldırı düzenlerken 7 Ekim’de bir yerleşim biriminde ismi “Berry” olan bebeğin kafasını kestiği yönünde haberler yayıldı. Bir de tabii ki o gazeteci ödül aldı o haberlerle. Bu haber birçok yerde yayınlandı ve biz de tabii ki gazeteci refleksi olarak “Eğer böyle bir şey varsa, bunu bizim de yazmamız lazım” refleksini gösterdik, çünkü biz bu taraftan ya da o taraftan diye bakmıyoruz; hakikat neyse onu yazmaya çalışıyoruz. İsrail ordu sözcüsünü aradım, “Böyle bir şey var mı” dedim. “Hayır. Hamas’ın bebeklerin kafasını kestiğine dair elimizde bir belge, bilgi yok. Bunu teyit edemiyoruz” dedi. İkinci kez aradım. Her ikisinde de ses kaydı aldım. Ve bu benim için, yani gazetecilik hayatımdaki en önemli noktaydı. O haber “son dakika” olarak verildikten sonra milyonlarca kişi bunu okudu ve bu da bana şunu gösterdi. Yani bir gazeteci olarak hakikatin peşine düşmek özellikle böyle durumlarda çok çok önemli. Savaşın gidişatıyla ilgili algıyı değiştiren önemli bir noktaydı bence.

slide-0
1 Ocak 2024, Deyr el-Belah-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Yüzüme bakınca ne görüyorsun? Acı mı metanet mi? Yaralarım iyileşecek ve bugünleri geride bırakacağız. Acaba ailem hayatta mıdır? Mülteci kampları hedefler arasındaydı. “El-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen saldırıda ölenler ve yaralananlar oldu. Aralarında çocukların da bulunduğu ölü ve yaralılar, Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi’ne getirildi.” Haberlerde böyle geçti. Onlardan birisi benim ve sen benim tanığımsın.
slide-1
13 Kasım 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Mustafa Hassona)
Ölüm ayıramıyor, acı birleştiriyor. Kadih ailesinin yedi ferdi aynı saldırıda hayatını kaybediyor. Cenaze namazı ve defin işlemleri. Neredeyse güneşin doğmasına kadar tekrar etse de acılara alışmak mümkün değil. Toplu bir yok etme operasyonu yürüten İsrail güçleri, geride gözyaşı, acı ve yıkım bırakıyor. Çocuklar ağlıyor, kadınlar ağlıyor, kardeşler ağlıyor, anneler ağlıyor.
slide-2
25 Ekim 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Belal Khaled)
Son bakış. Küçük çocuk hastane morgundaki kefenlenmiş cesede bakıyor. Hayatın ve ölümün arasındaki çizgi bu beyaz bez mi diye düşünüyor olabilir. İsrail saldırıları tüm Gazzeliler için toptan ve unutulmaz anılar bıraktı. Ürkek, yorgun ve üzgün bir bakış. Bundan sonra ne olacak diye düşünüyor. Küçük yaşındaki tanıklıkları tüm hayatı için unutulmaz izler bırakacak.
slide-3
24 Kasım 2024, Deyr el-Belah-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Üç küçük çocuk, üç kader yoldaşı, üç taze umut. Derme çatma çadırların arasında, su birikintisinin ortasındaki çamurda çıplak ayaklarıyla hayatın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Kadraja giren yaşça büyük birinin ayakları ve terlikleri de herkesin hayatının diğerininkine aşağı yukarı benzer olduğunu gösteriyor. Suyun üzerinde düşen akisleri, yaşanan acıların çok daha derin olduğunu simgeliyor adeta.
slide-4
15 Aralık 2024, Deyr el-Belah-Gazze (AA - Hassan Jedi)
Gidelim buralardan. Çocuk kucağında yaşça küçük kardeşini ya da yakınını almış saldırı bölgesinden uzaklaşıyor. Baktıkları yer hâlâ tozlar içinde. Evler yıkılmış ve geride toplananlar teselliyi birbirlerinde arıyorlar. Ölen Gazzeliler, enkaz altındaki insanlık. İki çocuk geçmişlerine bakarak geleceklerine yürümeye çalışıyor.