Content Advisory

Hassas İçerik Uyarısı

Bu site, savaş suçları gibi hassas konuları işlemekte olup, yaralı veya ölmüş insanları gösteren birçok detaylı görsel içermektedir.

Muhammed Al-Alûl
AA Kameramanı
Deyr el-Belah - FilistinRöportaj: Serkan Kaya
Muhammed Al-Alûl
Benim başıma gelenin yeryüzünde yaşayan hiçbir insanın başına gelmesini istemem…

Gazze’de gazeteci olmak nasıl bir şey? Özellikle dünyanın diğer bölgelerinde görev yapan gazetecilere kıyasla. Duygularınızı biraz anlatabilir misiniz?

Biz Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gazeteciler, dünyanın herhangi bir yerindeki gazetecilerden farklıyız. Bugün dünyadaki gazetecilerin uluslararası korunması söz konusu. İlgi görüyorlar. Mesela RusyaUkrayna savaşını ele alalım. Gazetecilerin bir koruması var. Orada gazeteciler ofislerinden çıkarılmadılar, ofislerinden çıkmak zorunda kalmadılar, hava saldırılarına maruz kalmadılar. Ben Filistinli bir gazeteci, Gazze’nin çocuğu olarak, aynı zamanda bir vatandaşım. Ölen, hava saldırılarına maruz kalan benim komşum, arkadaşım, hemşehrimdir. Duygularım karmakarışık. Bir insan olarak duygularımı kaybettim. Durumu açıklayamıyorum.

7 Ekim’den sonraki süreç sizin için nasıl oldu? Bu süreçte kelimelerin ifade edemeyeceği çok büyük şahsi acılar da yaşadınız. Neler söylemek istersiniz?

Ben görüntü gönderiyordum. Enkaz altındaki çocuklara yetişip, onların çekimini yapıyor ve onları kurtarıyordum, ta ki 4 Kasım’da kendi çocuklarım vurulana kadar. Ben kendi çocuklarıma, aileme yetişemedim. Bu durum beni çok fazla etkiledi. Düşünsenize; ben bir gazeteci olarak yaşanan görüntüyü anında aktarırken, kendim görüntünün konusu hâline geliyorum... Gazze’de vurulan her çocuğa yetişiyordum, âdeta bir ilk yardım görevlisi gibiydim. Ancak kendi çocuklarıma yetişemedim. Bu yaşananlar… Biz Gazze’de gazeteciler olarak görüntüyü aktarıyor, görgü tanığı oluyor ve sonra kendimiz görüntünün konusu oluyoruz.

Bu durum Muhammed Al-Alûl ile sınırlı değil; Gazze’deki çok sayıda gazeteciyi kapsıyor. Bu mesele meslektaşlarım veya ailemle ilgili değil. Bu benimle, insan olarak ben Muhammed ile ilgili. Ben vurulan bir çocuk gördüğümde, bir kadın gördüğümde ağlıyordum. Bu çocuğun suçu neydi de hedef alınıyordu, uyurken vurulan bu kadının suçu neydi? Yan yana otururken üzerlerine beton kirişin yıkıldığı o iki çocuğun günahı neydi ki? Dolayısıyla ağlıyordum. Bir de meslektaşının şehit olduğunu düşün. Her gün beraber çalıştığın, oturup kalktığın arkadaşın, ailenden daha çok gördüğün arkadaşın

Ya peki bizzat senin çocuklarının görüntü konusu olduğunu gördüğünde durumun ne olur? Hedef alınanlar senin çocukların. Çocuklarımın, kardeşlerimin ve arkadaşlarımın suçu neydi? Suç ne?

Suç, gazeteci olmam mı? İsrail beni cezalandırmak istedi ve âdeta benim üzerimden geriye kalan meslektaşlarıma, “Bakın, meslektaşınız Muhammed el-Alûl’un ailesini öldürdük. Siz de çekim yapmaktan vazgeçin” mesajını verdi.

İsrail ordusunun gazetecileri hedef almasıyla ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Bu olacak şey değil. Gazeteci olmak başlangıçta onurdu. Hepimiz gazeteci yeleği giymeyi dilerdik. Bugün ise bu bir suça dönüştü. Bugün gazeteci yeleği giyiyorsun, sen hedef alınıyorsun. Artık hiçbir farkın yok. İsrail (vurmak için) gazetecileri arıyor, görüntü aktarımı yapan herkes doğrudan hedef alınıyor.

muhammed-al-alul
5 Kasım 2023, Deyr el-Belah - Gazze (AA - Ashraf Amra)
İsrail’in ordusunun El-Megazi Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 4 çocuğunu ve 3 kardeşini kaybeden AA kameramanı Muhammed Al-Alûl, Al Jazeera muhabirine konuşurken.
İsrail beni cezalandırmak istedi ve âdeta benim üzerimden geriye kalan meslektaşlarıma, ‘Bakın, meslektaşınız Muhammed Al-Alûl’un ailesini öldürdük. Siz de çekim yapmaktan vazgeçin’ mesajını verdi

En zorlandığınız anları aktarmanızı rica etsek…

Ben hayatımda kardeşlerimin cenaze namazını kılacağımı tahmin etmezdim. Ben gencim, kardeşlerim gençti, çocuklarım henüz küçüktü. Yaşayacakları çok uzun ömürleri vardı. Bu savaş olsa bile. Yüzde bir bile evimin bombalanacağına ihtimal vermedim. Çünkü ben bir kameramanım. Ailem ve tanıdığım komşular… Dünyaya geldiğim ilk günden beri yan yana oturuyoruz. Ve bir anda ailemden 11 kişi şehit oluyor. Dört çocuğum, üç kardeşim, kardeşlerimin üç çocuğu, arkadaşlarım, komşularım hepsi şehit oldu.

Bu büyük kayıplardan sonra hayata nasıl devam edebiliyorsunuz?

Ben güçlü olmadığımda, babam, annem, eşim de zayıf olacaktır. Şu ana kadar hâlâ nasıl orada durup da cenaze namazı kıldırdığımı, mezar kazıp çocuklarımı defnettiğimi aklım almıyor. Hâlâ sabahları uyandığımda rüya olduğunu zannediyorum. Bir rüya olduğunu sanıyorum. Bir oyuncakçının yanından geçtiğimde… Bir oyuncak almak için yöneldim… Oğlum Kenan ve Kays’a birer oyuncak almak için mağazaya yöneldim… Sonra onların şehit olduklarını hatırladım.

Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah…

Bugün yanımda bir tek oğlum Âdem kaldı. Bir yaşında. Evim 4 Kasım’da hava saldırısına maruz kaldı. 6 Kasım ise onun doğum günüydü. Çocuklarımı 5 Kasım’da defnettim. 6 Kasım Âdem’in doğum günü. Bugün oğlum Âdem olup bitenin farkında değil. Telefonu alıyor ve kardeşlerinin fotoğraflarına bakıyor, alıp öpüyor onları.

Benim başıma gelen… Allah’ım, hiçbir insanın başına gelmesin. Benim başıma gelenin yeryüzünde yaşayan hiçbir insanın başına gelmesini istemem…

Elhamdülillah.

O günü bize biraz daha anlatabilir misiniz? Ailenizi sık görebiliyor muydunuz? Gazze’de özellikle 7 Ekim’den sonra bir gazeteci olmanın hususi zorlukları neler?

Ben o gün Gazze Şeridi’nin güneyinde mesleğimi yapıyordum. Tabii, ben bir gazeteci olarak sadece bugün değil, eskiden beri bir saldırı, Gazze’deki duruma ilişkin bir olay olduğunda hemen (olay yerine) gider ve eve gelemezdim. Bazen 20 gün eve gidemediğim olurdu.

Tabii, ben 7 Ekim’den 4 Kasım’a kadar savaş boyunca çocuklarımı sadece üç defa görebildim. Her defasında sadece yarımşar saat görebildim. Gazetecilik mesleğim dolayısıyla çocuklarıma doyamadan işe geri gidiyordum.

Bu bir emanettir ve görüntüleri dünyaya aktarmak zorundaydık. Yani ben bir Filistinli gazeteci olarak çevremde olaylar cereyan ederken evimde oturamazdım. Hele de işgal devleti İsrail’in yabancı basın mensuplarının Gazze Şeridi’ne girişini yasakladığı bir süreçte. Çünkü Batı dünyası, Batılı yaklaşım tamamen İsrail’in anlatısına dayanarak şekilleniyordu. Dolayısıyla biz gazeteciler yaşananların görüntüsünü aktarıyorduk. Bunlar benim uzun süre evimden uzak kalmamın nedenleriydi.

Ben o süreçte Han Yunus’taki Nasır Hastanesindeydim. Oradaki olayları çekiyordum. Olaydan bir yarım saat kadar önce evlerinden uzak kalan gazetecilerin acılarını konu alan bir çekim yapmaya karar verdim ve çekimi de yaptım, ancak AA’ya henüz gönderememiştim.

Çekimi tamamladım ve oturdum. O an bana evime ya da evimin yakınına hava saldırısı düzenlendiğine dair bir telefon geldi. “Aileni ara, eşini ara, kardeşlerini ara” dediler. Ben o an evimin vurulduğuna ve ailemin şehit olduğuna kanaat getirdim.

muhammed-al-alul
5 Kasım 2023, Deyr el-Belah -Gazze (AA - Ashraf Amra)
Son görev. Cenaze törenleri Gazze’de hayatını kaybedenlerin son anlarına tanık olanları bir araya getiriyor. Doktor, gazeteci, gönüllü... Anadolu Ajansı kameramanı Muhammed Al-Alûl da 4 çocuğunu ve 3 kardeşini kaybetti. Saldırıda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını, Gazze’nin orta kesiminde yer alan Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi bahçesinde Al-Alûl kıldırdı. Sağanak halinde yağan bu tanıklıklar dünyayı harekete geçirse de katliamı durdurmaya yetmedi.

Sizce İsrail sizin evinizi kasten mi vurdu ve öyle olduğunu düşünüyorsanız neden?

Tabii, bu kasten yapıldı; başka hiçbir gerekçe yok. Tüm işgal devletine meydan okuyorum, bunu kasten yaptılar. Onları yargılamamız lazım, ben onlara dava açacağım. Lahey’de, Türk mahkemelerinde, dünyanın her yerinde işgal devleti İsrail’e dava açacağım.

Gerekçe şu: ben Filistinli bir gazeteciyim ve işgal devleti İsrail’in işlediği suçları belgeliyorum ve dünya halklarının Filistin davasına ilişkin düşüncelerini değiştiriyorum. Dolayısıyla evim vuruldu ve ailem katledildi.

Sen bir meslektaş olarak, bir gazeteci olarak bilirsin; İsrail bir lidere suikast düzenlediğinde onunla övünür durur. Neden İsrail çıkıp da gazeteci Muhammed el-Alûl’un el-Megâzî kampındaki evini vurduk demedi? İşgal devleti İsrail gelişmiş bir ülkedir ve çok hassas füzelere sahip. Buna rağmen neden evime üç tane varil bombası atıyor? Neden? Sebep, benim cezalandırılmam. Bizi ailemizi katletmekle, çocuklarımızı öldürmekle cezalandırdılar.

Benim çocuklarımın suçu neydi? Dört ila 13 yaşındaki çocuklar öldürüldü. Bombalamada yattığı yerden fırlayan oğlum Âdem’i komşunun evinde bulduk. Yaralı bulduk. Onun günahı neydi? Eşimin suçu neydi, annemin suçu neydi, kardeşlerimin suçu neydi, evimdeki arkadaşlarımın suçu neydi? Ne suç işlediler?

Benim evim -döner durur bunu söylerim- benim evim Gazze’deki en güvenilir evdir. Ben oturduğum mahalleyi tanıyorum. “Silahlılar var, direnişçiler var, savaşçılar var” yönündeki sözlere inanmam mümkün değil. Çünkü mahallede silahlı kimse, herhangi bir askerî nokta yok, askerî hiçbir şey yok. Komşular… Ben dünyaya geldiğimden beri onlar benim komşularım. Hepsini tanıyorum; her gün evimde toplanırdık.

Hiçbir gerekçe yok. Tek gerekçe, ben gazeteciyim, ailem ve çocuklarım öldürülerek cezalandırılmış oldum.

Sizce Gazze’den yapılan yayınların, gönderilen görüntülerin dünyada bir etkisi oluyor mu? Yaşananlar ne derece aktarılabiliyor?

Arap halkları olsun, Batılı halklar olsun… Sosyal medya çalışmaları, Filistinli aktivistler, gazeteciler, dünya halklarını büyük ölçüde etkiledi. Batılı hükûmetler, televizyonlar ve açıklamalar tamamen İsrail anlatısına dayanır. Çünkü hepsi İsrail’e destek veriyor, İsrail işgaline destek veriyor. Bugün biz gazetecilerin rolü ise, olanların görüntüsünü tüm açıklığıyla aktarmaktır. Bugün Gazze’de yaşananları tüm boyutlarıyla aktaracak hiçbir kamera yoktur. Gazze’deki olaylar korkunç, tarif edilemez... Ne kadar görüntülemeye çalışsan da yaşanan acıları yansıtamazsın. Ne kadar acıları görüntülemeye çalışsan da mümkün değil. Gözün gördüğü ile kameranın gördüğü arasında fark vardır.

Tüm Gazze… Ağaç, taş, bebek, hayvan; ne varsa öldürüldü. Hayata dair hiçbir şey kalmadı. Tarım arazileri, yeşil alanlar bile soykırıma maruz kaldı. Su kaynakları, gökyüzündeki katmanlar bile. Havası kirlendi. Bugün Gazze’de salgın hastalıklar baş göstermiş durumda. Gazze artık yaşanamaz hâle geldi.

Ben birçok savaş çektim. Hiçbiri bu savaşın kuvveti ve şiddetinde değildi. Bu savaşta istediğin kadar kameranı, telefonunu tutup görüntülemeye çalışsan da işlenen suçları çekmen mümkün değil. Tamamını kapsaman mümkün değil. Her ev, her sokak, her köşe başı... Başını nereye çevirsen orada bir görüntü var. Çok zor, çok zor, çok zor. Öyle ki sonunda, biz gazeteciler artık yıkılmış evler gördüğümüzde bunun görüntü tekrarı olacağını düşünmeye başladık. Gazze Şeridi’nin kuzeyinden güneyine ne bir kent ne bir kamp ne bir sokak kaldı ki… Vurulan her evde 50-60 şehit oluyordu. Şehit cenazeleri günlük, olağan bir şeye dönüşüyor ve sen de bakıyorsun. Görüntü tekrara düşmeye başladı artık.

Biz ne zaman şehitlerimizi toplu mezarlara gömer olduk? Ne zaman şehitlerimizi sokaklara, pazarlara gömer olduk? Toplu mezarlar bile yeniden kazılarak işgal devleti İsrail güçlerinin hırsızlıklarına maruz kaldı. Ceset… Şehit… Defnedilmiş… Bunun günahı ne ki hırsızlığa maruz kalıyor? Ailesine, arkadaşlarına psikolojik eziyet mi etmek istiyorsun?

muhammed-al-alul
İsrail ordusunun saldırısında 4 çocuğunu ve 3 kardeşini kaybeden AA kameramanı Muhammed Al-Alûl, aynı saldırıda yaralanan yakınlarını tedavi gördükleri Deyr el-Belah kentindeki Aksa Şehitleri Hastanesi’nde ziyaret etti. 5 Kasım 2023, Deyr el-Belah - Gazze (AA - Ashraf Amra)
Biz ne zaman şehitlerimizi toplu mezarlara gömer olduk? Ne zaman şehitlerimizi sokaklara, pazarlara gömer olduk?

Bu aleni katliamın dışında sizi sosyal medya üzerinden taciz veya tehdit edenler oluyor mu?

Ben ve birçok meslektaşım sosyal medya üzerinden tehdit ediliyoruz. İsrailli unsurlardan, şüpheli hesaplardan… Her daim. Çünkü görüntüleri aktaran bizleriz. Batı medyasının görüşünün değişmesinin ve halkların hareketlenmesinin sebebi biz olduk. Çok sayıda tehdit aldık. Çok sayıda… Ben ve birçok meslektaşım. Ya açıktan ya da dolaylı olarak. Hepimiz tehdit aldık.

Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta şirketinin her daim Filistin içeriğini sildiği de unutulmamalıdır. Filistinli aktivistleri engelliyor, zira (Meta) İsrail anlatısına dayanıyor. Bu şirket, içeriklere özgürlük tanıdığını söylese de belirli bir tarafa bağlı ve bir tarafı da ötekileştirmiş durumda. Filistin içeriği daima baskı altında. Bu içeriğe sosyal medyada çok fazla baskı söz konusu.

Gazze’deki katliam dünyada gerçekten bir karşılık buluyor mu sizce?

Bu savaş tüm dünyanın cevherini ortaya çıkardı. Gazze’deki savaş, halkları harekete geçirdi, çok sayıda ülkenin insanını harekete geçirdi. Devletler Gazze’nin yanında durmadı ama halklar Gazze halkının yanında duruyor, Gazze’de yaşananların yanında duruyor. Güney Afrika’yı gördük. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açtı. Tabii, ilk başta bizim canımızdan, kanımızdan olan Arap halkları, Arap hükûmetleri harekete geçmeliydi. Ancak maalesef…

Bugün Batı’daki mitinglere bakın. Washington, Londra… Herhangi bir yabancı ülkeye bakın, yüz binlerce insan sokaklara döküldü. Türkiye’de de son Galata mitingine katılım yüksek oldu. Filistin davasına destek için yüz binlerce insan meydanlara çıktı.

Bugün biz Filistinli gazetecilerin, Filistinli aktivistlerin görevi her yolla ve elimizdeki tüm imkânlarla doğru anlatıyı aktarmak, Batı medyasının bakış açısını değiştirmek ve işgal devleti İsrail’in işlediği suçları ifşa etmektir.

Mesleği bırakmak istediğiniz ya da Gazze’den çıkmak istediğiniz an oldu mu?

Gazetecilik mesleğini bitirmeye ilişkin soru geç gelmiş oldu... Oğlum Kenan şehadetinden on gün önce, ne zaman eve dönsem. şehadetinden önce iki defa gördüm. Şehit olmadan önceki gece ve ondan bir hafta önce… Bana, “Baba, istifa et, işini bırak” diyordu. “Neden?” diye sorduğumda, “Seni özlüyorum, kardeşlerim seni özlüyor” diyordu. Tabii, ben 13 Mayıs 2021’de yaralanmıştım. Çocuklarım tecrübeli olmuşlardı artık. Çünkü ben yaralanmıştım ve bir kez daha yaralı olarak dönmemden korkuyorlardı.

Sen korkunç bir savaştan söz ediyorsun, hedef tanımayan bir savaş, her tarafa hava saldırısının düzenlendiği bir savaş. Meydana gelen patlamaların şiddetinden evimin kapısı yerinden çıkmıştı. El-Bureyc Kampı’nda patlamalar meydana geliyordu ve ben el-Megâzî Kampı’nda oturuyordum. Buna rağmen evin kapısı yerinden çıktı. Ben uzaktaydım ve çocuklarım korkudan ölüyorlardı. Dolayısıyla gazeteciliği bırakmayı ve çocuklarımla oturmayı çok isterdim. Çocuklarımla şehit olmayı, saldırıda yaralanmayı… Ancak Allah’ın kaderi vuku buldu, her şeye rağmen elhamdülillah.

Ben şimdi oğlumun vasiyeti doğrultusunda çalışacağım. Genel olarak haberde çalışmayacağım. Kameramanlığı bırakmayacağım ama haber çekimini bırakacağım. Çünkü oğlum haber kameramanı olarak çalışmayı bırakmamı istiyordu. İnşallah oğlumun vasiyetini yerine getireceğim. Savaş işlerinden uzaklaşacağım. Allah bize hayırlısını nasip etsin. Kenan, bir çocuğun mantığıyla konuşuyordu. Babasını özleyen bir çocuk. Her an yaralanabilecek bir baba görüyor. Ne zaman eve girsem, Kenan ve kardeşleri koşar bana sarılır ve ağlarlardı. Ağlarlardı. “Babacığım, neden ağlıyorsunuz, bakın buradayım.” “Ama baba, sen yaralandın, arkadaşın şehit oldu, arkadaşının ailesine hava saldırısı düzenlendi.” Benim şehit olmamdan korkuyorlardı. Ancak… Benim için endişelenirlerdi ama sonunda onlar şehit oldular. Ben ki onlar için çalışıyordum, onlar için yoruluyordum, onlar için ölümle yüzleşiyordum. Ama sonunda onlar… Elhamdülillah, elhamdülillah. Bizden onlara daha iyi olanın yanına gittiler. Elhamdülillah. Hepsi şehit oldu.

Gazze’den çıktıktan yahut bu katliam bittikten sonra psikolojik yardım almayı düşünüyor musunuz?

Gazze’deki herkes psikolojik tedaviye ihtiyaç duyuyor. İster Muhammed Al-Alûl olsun ister Muhammed’in arkadaşı olsun ya da Gazze’deki herhangi bir vatandaş psikolojik tedaviye ihtiyaç duyar. Ancak şimdilik psikolojik tedaviyi düşünmüyorum. Hatıralarımla kalmak istiyorum, çocuklarımın kokusuyla kalmak istiyorum. Dolayısıyla psikolojik tedaviye falan alınmak istemiyorum. Ben Müslüman bir insanım; Allah’ın kaza ve kaderine iman etmişim. Psikolojik tedavi Kur’ân-ı Kerîm’dir. Psikolojik tedavi eşimi, annemi, babamı teskin etmemdir. Psikolojik tedavi budur. Bunun dışında bir psikoloğa gitmeyeceğim.

Dünya devletlerinden, halklarından bir beklentiniz var mı?

Ben dünya devletlerinden, Arap devletlerinden, yabancı devletlerden, halklardan doğrudan ya da sosyal medyadan işgal devleti İsrail’e baskı yapmalarını bekliyorum. Neden biz öldürülüyorken, sadece kelimelerle, sloganlarla yetinelim ki? Biz sahada bir hareket istiyoruz. İşgal devleti İsrail boykot edilmeli. İsrail’e desteğin durdurulması gerekiyor. İşgal devletinin uçaklarına havalimanlarının kapatılması gerekiyor. Fiili bir hareket gerekiyor. Ta ki bu savaş dursun. Gazze’de yaşanan bir soykırımdır, Gazze’deki her canlıya yönelik bir soykırımdır.

slide-0
23 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Rıdvan Mahallesi'ne yapılan saldırıda hayatta kalmış kadın yerde cansız yatan evladına tutunuyor. Öldüğüne inanmak istemiyor. Yüzündeki kanların farkında bile değil belki. Derin bir acı. Eller dikkat çekiyor. Belli ki cansız bedeni taşıyacaklar ve kadını hastaneye götürecekler. Kadın ayrılmak istemiyor. Herkes birbirinin derdine şifa olmaya çalışıyor. Belki de acılarla baş etmenin en makul yöntemi bu.
slide-1
23 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Hava saldırıları geride kan ve gözyaşı bırakıyor. Cansız bedenler caddenin üzerinde. Gazze’nin Rıdvan Mahallesi burası. Geride kalanlar ne yapacaklarını bilemiyor henüz. Eğer ambulanslar gelebilirse cesetler hastaneye taşınabilecek. Geride kalanlar ne olduğunu anladıktan sonra gözyaşı dökecek. Tarifsiz bir acıyla hayata devam etmeye çalışacaklar.
slide-2
23 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Vücudunun yarısı örtülmüş cansız bir beden. İsrail saldırıları hedefine ulaşmış görünüyor. Bir Gazzeli daha eksilmiş olması askerî stratejileriyle uyumlu. Ölenler ölmüş, öncelik yaralılarda. Genç adam eliyle öteyi işaret ediyor. Orada belki bir yaralı var veya yaralıları taşıyacak bir araç. İleride bir çarşafa sarılmış ceset ve daha ilerisinde kurumak üzere asılmış çamaşırlar. Belki de artık giyecek kimseleri kalmamış kıyafetler.
slide-3
8 Ekim 2023, Refah-Gazze (AA - Abed Rahim Khatib)
Camide insanlar 8 Ekim’de hayatını kaybedenler için saf tutuyor. Camiler, tıpkı hastaneler ve kiliseler gibi vurularak savaş suçunun işlendiği yerler. Aralarında çocukların da bulunduğu 13 kişi, kılınan cenaze namazının ardından Refah’ta toprağa verildi. Hayatın önünde duran ölüm geride kalanlar için üzücü. Ancak en öndeki üç çocuk cenazesi büsbütün iç parçalayıcı.
slide-4
7 Aralık 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Belal Khaled)
Gazze’de çekilen her fotoğrafın başka bir anlamı daha var: Yaşama devam etmek. Acılar içinde olsa da fotoğrafta gördüğümüz her kişi insanlığın direnişini temsil ediyor. Kayıpların ardından hepimizin onlar için yapabileceği bir şeyler var. Han Yunus kentine düzenlenen saldırılarda Ebu Salih ailesine ait ev yıkıldı. Sivil savunma ekipleri ve bölge sakinleri, arama kurtarma çalışması yaparken yüzlerdeki acı, keder ve şaşkınlık bir anda donuyor ve anın tanıklığını yapıyor.
slide-5
2 Kasım 2023, Deyr el-Belah (AA - Mustafa Hassona)
Bureyc Mülteci Kampı’nda bir pencere. İçinden sayısız defa hayata, umuda bakılan bu çerçeveden şimdi İsrail ordusunun katliamının üzerinde tüten dumanlara bakılıyor. Katil uzakta olamaz, izler hâlâ çok taze. Havadan ve karadan ölüm yağdıran İsrail ordusu, tüm dünyada eleştirilerin merkezinde olsa da geride kanıtlar bırakarak suç işlemeye devam ediyor. Gazze yaraların sarılıp yeniden umut penceresinden mutluluk resmine bakacağı günleri bekliyor.
slide-6
14 Ekim 2024, Deyr el-Belah-Gazze (AA - Abdallah F.s. Alattar)
Yeni bir gün, yeni bir acı. Aksa Şehitleri Hastanesi’nin gördüğü acılara her gün yenisi ekleniyor. Yerleşkeye sığınan yerinden edilmiş kişilere yönelik yeni saldırı bir yangına dönüşmüş. İnsan hayatları birer gölge hâlinde olan biteni çaresizce izliyor. Geride kalanlarla hayata devam edecek. Ne kadar eksik de olsa.