Content Advisory

Hassas İçerik Uyarısı

Bu site, savaş suçları gibi hassas konuları işlemekte olup, yaralı veya ölmüş insanları gösteren birçok detaylı görsel içermektedir.

Çağdaş Şenlik
CNN Türk Muhabiri
İstanbul - TürkiyeRöportaj: Serkan Kaya
Çağdaş Şenlik
Türkiye’den gelen gazeteciler buradan dünyaya gazetecilik dersi verdi

Zor bir görev yapıyorsunuz ve uzun süredir de buradasınız. İlk sorum şu olacak. İsrail topraklarında, İsrail yönetiminin kontrolünün bulunduğu bölgede İsrail ordusunun yaptığı zulmü anlatabilir misiniz?

Şimdi kırk günü geride bıraktık. Burada gerçekten özellikle Türk gazetecilerin her geçen saatte görevlerini zorlaştırmaya devam ediyorlar, çünkü burada gerçekten Türk basınına yönelik çok ciddi bir baskı var ve zaman zaman otelin önünde yayınlar yaptığımızda bile polislerin gelip orada pasaport kontrolü yaptığına tanıklık ettiğimiz anlar oldu. Biz sadece aslında Kudüs’te değil, Gazze sınırında, Tel Aviv’de, Batı Şeria’da görevimizi yapıyoruz. Yani her bir noktayı gezmeye ve görüntülemeye devam ediyoruz. Her gittiğimiz bölgede de sürekli gözlerin üzerimizde olduğuna tanıklık ediyoruz. Kısacası, psikolojik olarak yıldırma çabası var burada ve bu zorbalık altında görebildiğimiz her şeyi dünyaya raporlamaya çalışıyoruz. Ve ilk defa geldiğim bir bölge değil burası. Ama en çok zorlandığım haberlerden, canlı yayınlardan, bölgelerden bir tanesi.

Hiç bu kadar silahlı adamın etrafında yayın yaptınız mı? Sözde barışın olduğu bir toprakta

Hiç bu kadar silahlı insanın olduğu bir yerde yayın yapmadım. Hatta hiç bu kadar silahlı sivilin olduğu bir yerde gezmedim bile. Tel Aviv’e gidip de bir kafede oturduğunuzda yanınızdan otomatik silahlı biri geçebiliyor. Ya da AVM’de önünüzdeki yürüyen merdivenlerden aniden belinde iki silahı olan bir sivil geçebiliyor. Bunları gördükçe gerçekten dehşete düştük ve sokaklarda her gezdiğimizde de tedirgin olmaya devam ettik. Çok gariptir; yürüdüğümüz bir sokakta bizim nedense Türk olduğumuz bir anda anlaşılabiliyor. Ve buna gerçekten çok şaşırıyorduk kameraman arkadaşım Halil’le. Mesela bir kafeye oturduğumuzda sipariş veriyoruz, “Türk müsünüz?” deniliyor. Hâlbuki İngilizce sipariş veriyoruz ve böyle sanki alnımızda Türk yazıyormuş gibi. Sokaklarda geziyoruz ve o silahlı siviller, polisler bizi daha da tedirgin ediyor, çünkü ne yapacakları belli değil.

O sivillerden baskı gördünüz mü?

Şöyle; Sderot’ta bütün Türk basınının olduğu bir tepe var. Oradan Gazze sınırını görüntülüyoruz. Orada tehdit ettiler ki pek çok Türk gazeteci de silahlı tehdide maruz kaldı. Her gün gelip bizi video kaydına alıyorlar. Her gün gelip “sizi aklımıza yazdık” diyorlar. Her gün ama. Yani özellikle ilk 30 gün, 40 gün çoğu gazeteci eminim ki bu tehditlere maruz kalmıştır. Biz de o siviller tarafından, Sderot Tepesi’nde, sınırda bu tehditlere maruz kaldık.

cagdas-senlik
CNN Türk muhabiri Çağdaş Şenlik
Hiç bu kadar silahlı insanın olduğu bir yerde yayın yapmadım. Hatta hiç bu kadar silahlı sivilin olduğu bir yerde gezmedim bile.

Bu zaman zarfında asla aklınızdan çıkmayan, hatta “ya yeter, ben bu mesleği bırakacağım artık” dediğiniz ya da “ben psikolojik destek almak zorundayım” dediğiniz bir olay yaşadınız mı?

Gerçekten dehşete düşüren bir olay var. O da Anadolu Ajansının kameramanın (Mustafa Alkharouf) Kudüs’te bir cuma günü yerde öldüresiye darbedildiği gün. Halil’le canlı yayındaydık. Biz çektik o görüntüleri ve canlı yayında aklımdan sürekli şu geçiyordu: “Şu anda sakin ol. Gördüğün şeyi anlat, çünkü bu dünyaya bir kanıt niteliğinde olacak. Sakın duygularını katma. Olabildiğince sakin bir dille gördüğünü anlat.” O gün gerçekten meslek hayatımda dehşete düştüğüm nadir olaylardan biridir, çünkü hiçbir şey yapamıyoruz. Müdahale edemiyoruz. Yerde tekmelenen o meslektaşımızı kurtaramıyoruz ve yumrukla da bitmiyor iş. Silahla kafaya vurmalar, defalarca yerde ezmeler, ayağının altında ezmeler. Ben o görüntüyü hiçbir zaman unutamayacağım. Ve meslek hayatımda da gerçekten duygularıma en çok yenik düştüğüm asla profesyonel kalamadığım bir an olurdu normalde ama canlı yayındaydım o sırada. Ve olabildiğince profesyonel konuşmaya çalıştığım bir olaydı. O yüzden en çok dehşete düştüğüm olay o oldu.

Bu zaman zarfında yaşananlara tanıklık etmek nasıl bir şeydi?

Bakın buraya Avrupa’dan, Amerika kıtasından, Asya’dan pek çok gazeteci geldi. Ama şu soruyu şöyle özetleyebilirim. Türkiye’den gelen muhabirler, kameramanlar, gazeteciler gerçekten buradan dünyaya gazetecilik dersi verdi. Neden böyle diyorum? Çünkü bizim yüzümüz Tel Aviv’e de dönüktü Gazze’ye de dönüktü. Sderot’ta da ne olduysa aktardık, Kudüs’te de ne olduysa aktardık. O yüzden yani burada tüm Türk gazeteciler, Türkiye’den gelen tüm gazeteciler dünyaya gerçekten bir gazetecilik dersi verdi. Bu gerçekten tarihe böyle not düşülmesi gereken bir olay.

Şu anda bile konuşurken hemen arkamızdan silahlı görevliler geçiyor

Öncelikle, ilk geldiğim gün bir cuma gününe denk gelmişti. Galiba yedinci ya da sekizinci cumaydı. Şok olmuştum. Sokağın her bir noktasında otomatik silahlı polisler var. Ve yanlarından geçtiğimiz zaman sürekli yakamızı tutuyorlar. Omuz atıyorlar. Ne olduğunu da anlamıyoruz ki... Ve bir şova döktüler artık bu işi. Bildiğiniz şova döktüler. Bu sokaktan başlıyoruz. Müslüman mahallelerine kadar tam teçhizatlı bir şekilde bekliyorlar. Bizim çektiğimizin de farkında olarak tamamen operasyon niteliğinde ilerliyorlar. Bir terör operasyonu gibi. Ve her gördüğümüzde de gerçekten şaşırıyoruz ama artık alıştım ben bu arada. Gerçekten alıştım. Onlarla konuştuğumuz zaman da önceden tedirgin olurdum. Şimdi sanki beraber böyle bir mesaideymişiz gibi devam ediyoruz burada.

slide-0
25 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Ben kimim ve neredeyim? Yaralanan çocuk enkazın altından kurtulmuş. Yanında kimse yok. Az ileride yaşça daha küçük bir Filistinli hayat ve ölüm arasındaki çizgide hayatın tarafında kalmış. İnsanlığı ayakta tutmaya çalışan insanlar yükselen dumanların arasında sessiz. Öyle bir acı ki artık kelimeler yetersiz. Dünyanın başka yerlerindeki insanların kelimelerinin ve hareketlerinin merhem olması dileğiyle bir dua niyetine çekiliyor fotoğraflar.
slide-1
8 Aralık 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Belal Khaled)
İsrail ordusu sivil hedeflere yönelik soykırımını genişletiyor. Han Yunus bu süreçte ismini en fazla duyduğumuz yerlerden biri. Her saldırının ardından ölü ve yaralı görüntüleri gündeme geliyor. Belal Khaled’in Anadolu Ajansı için servis ettiği görüntüler tüm dünyada görmek isteyen gözler için bir pencere açıyor. Nasır Hastanesi’nde yeni bir gün, yeni bir acı. Yaralı kızın ağzı açık; belli ki bir sözün ortasında ama fotoğraflar sözün bittiği yeri gösteriyor.
slide-2
25 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Karadan ve havadan ölüm kusan İsrail ordusu, cinayet işlemeye doymuyor. Sayısız acıya sebep olan savaş suçları tek bir canlılık emaresi kalmayasıcaya sürdürülüyor. İnsanın acısı insanla sarılmaya çalışılıyor. Gazze hayata tutunuyor. Ayakta kalanlara düşen, yaralıları kucaklamak. Ayakta kalan bir ağaç, etrafındaki insanlar ve uzakta gözlerini yere dikmiş Filistinliler. Kanıt ve tanık. Fotoğraf ve insan.
slide-3
19 Ekim 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Abed Zagout)
Gazze’deki Birleşmiş Milletler altyapısı sık sık hedef alındı. İsrail ordusu Kızılhaç ve Kızılay çalışanlarının yanı sıra Birleşmiş Milletler çalışanlarını da yaraladı veya öldürdü. Birleşmiş Milletler bu durumu defalarca kınadıysa da elinden gelen bir şey yok. İsrail saldırılarına karşı harekete geçmeyen uluslararası sistem meşruiyetini her geçen gün kaybediyor. Nasır Hastanesine gelen bu Birleşmiş Milletler çalışanı aynı zamanda dünyanın çaresizliğinin de bir özeti.