Content Advisory

Hassas İçerik Uyarısı

Bu site, savaş suçları gibi hassas konuları işlemekte olup, yaralı veya ölmüş insanları gösteren birçok detaylı görsel içermektedir.

Ofer Cassif
İsrail Parlamentosu’nda Ortak Liste Partisi Milletvekili
Kudüs - FilistinRöportaj: Serkan Kaya
Ofer Cassif
İsrail hükûmeti İsraillilerin baş düşmanıdır

İsrail uluslararası gazetecilerin Gazze’ye girişine neden izin vermiyor?

Belki de saklayacak bir şeyleri vardır. Bilmiyorum. Onlara sormanız daha iyi olur. Normalde birinin bir yere girmesine izin vermiyorsanız, o kişinin bir şeyler görmesini istemiyorsunuz demektir. Ben de merak içindeyim.

Yani İsrail hükûmeti gerçeği gizlemeye mi çalışıyor?

Ben de merak ediyorum.

Birçok gazeteci öldürüldü. Bir tanesi de bizim meslektaşımız, aynı zamanda benim çok yakın bir arkadaşım olan Muntasır esSavvaf’tı

Acınızı paylaşıyorum.

Daha geniş bir açıdan bakarsak, İsrail’de basın özgürlüğünü nasıl görüyorsunuz? İsrail yönetiminin 7 Ekim’den sonraki politikaları bağlamında Gazze’de basın özgürlüğünü nasıl görüyorsunuz?

Sorunun ikinci kısmıyla başlayalım. Gazze’de basın özgürlüğü yok, çünkü söylediğiniz gibi, uluslararası basın buraya giremiyor. Gazetecilerini buraya sokabilen medya kuruluşları da nadiren rejimle, hükûmetle iş birliği yapmayanlardan oluyor; diğerlerinin tek yaptığı şey de hükûmetin istediklerini yayımlamaktan ibaret. Ama bu kişilerin bile görmesine izin verilmeyen şeyler olduğuna eminim.

Yani Gazze’de olanlarla basın özgürlüğünün bir alakası yok. Şu anda İsrail’de olanlara gelince, içerideki durum farklı ve savaş daha geniş bir sahada gerçekleşiyor. Basının hükûmet tarafından seferber edildiğinden sık sık dem vururuz. Yani hükûmetler, özellikle de diktatörlükler, belli şeyleri yayınlatmak, belli şeyleri de yayımlatmamak için basını seferber ederler. Şu anda İsrail’deki durum şu ki -ki ben bundan hayıflanıyorum, çok haysiyetsizce buluyorum- gazetecilerin büyük bir kısmı -hepsi demiyorum ama yüzde 90’ı- seferber edilmeye ihtiyaç duymuyor. Bu kişiler savaşı ve hükûmetin politikalarını desteklemek için kendi kendilerini çoktan gönüllü bir şekilde seferber etmiş durumdalar.

Gazze’de ise durumun böyle olmadığını düşünüyorum. Burada ifade ve basın özgürlüğü üzerinde çok kısıtlama olmadığını söyleyebilirsiniz, fakat bizzat basının kendisi, daha doğrusu büyük bir kısmı kendisi özgür davranmamayı seçiyor. Bu korkunç zamanlar geçtiğinde bu durum hatırlanacak. Mesleğe ihanet ettikleri hatırlanacak.

Meslektaşımın ekleyecek bir şeyi yoksa son birkaç soru. Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bir avukat, bunun “tarihte canlı yayınlanan ilk soykırım” olduğunu söyledi. Tarihte birçok zulüm yaşandı. Ama şu anda İsrail yönetiminin kısıtlamalarına ve kısıtlı imkânlara rağmen bu hadisenin hemen her cephesi detaylı şekilde belgelendiriliyor. Lahey’e sunulan mühim kanıtların bir kısmı benim meslektaşlarımdan geliyor. Bu meslektaşlarımdan mesela Mustafa Alkharouf daha sonra önemli bir kanıt olduğu anlaşılan bir resim çekti. Bu durumda, basının önemini nasıl görüyorsunuz?

Eğer basın gerçekten özgür, kendini adamış ve kolayca manipüle edilemeyen bir profesyonellik düzeyindeyse, sağa ya da sola eğilimli olma, politik olarak tarafsız olma veya hatta bir İsrail-Filistin bakış açısını benimseme gibi, herhangi bir politik eğilimi olması çok ama çok önemlidir. Bu çeşitliliğin oldukça kıymetli olduğuna inanıyorum. Ne yazık ki, daha önce bahsettiğim gibi, şu anda durum böyle değil.

Bir soykırım belgeseline ne dersiniz?

İki kısa şey söylemek istiyorum.

İlk olarak, daha önce belirttiğim gibi, bu konuda çok dikkatli olmalıyım; hukuki tanım açısından bu yaşananların bir soykırım olduğunu kesin bir şekilde ifade etmek istemiyorum, çünkü olayın hukuki yönünün ayrıntılarına yeterince hâkim değilim. Orada bir soykırım olmadığını söylüyor da değilim; tek söylediğim, yeterince bilgi sahibi olmadığım. Bu nedenle bu konu detaylı bir şekilde araştırılmalı. Eğer basın profesyonel ve dürüstse, rolü, araştırma mekanizmalarının bir parçası olmak olmalıdır.

Hukuki kavram açısından, burada bir soykırım olup olmadığından emin olmadığımı söylemeliyim. Bir diğer şey, zaten belgelere dökülmüş ve etki uyandırmış bir kıyım var ki bu da Vietnam savaşı. Bundan neden bahsediyorum? Çünkü insanlara -Amerikalılara ve diğer kişilere- 1950’deki Kore Savaşı’nı soracak olursanız, orada yaşananlar hakkında birçoğunun hiçbir fikri olmayacaktır. Tahmin ediyorum ki birçoğu Kore Savaşı’nın adını bile duymamıştır.

İsraillilerde de durum aynı mı?

Bu ilginç bir soru, üzerine düşünmem gerekiyor. Ancak herkes Vietnam Savaşı’nı biliyor. Neden? Yıkımı ve ölü sayısını biliyorsunuz. Buradaki fark çok değil, 15 yıllık bir fark. Kore’de de yıkım ve ölü sayısı çok fazlaydı. Neden insanların Kore’de olanlar hakkında pek bir fikri yoktur ve neden Kore Savaşı’na karşı toplu protestolar düzenlenmedi? Çünkü belgelendirilmedi. Burada televizyon ya da telefon yoktu. Vietnam Savaşı belgelendirildi ve televizyonlarda yayımlandı. Bu da Vietnam ve Kore savaşları arasındaki temel fark. Yoksa aslında neredeyse aynılar.

ABD’de bu kadar büyük gösterilerin yapılabilmesinin sebebi, ki yapılması biraz zaman aldı, büyük gösteriler organize etmekti. Bunlar, televizyon ve medyanın sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Yani Gazze örneğine bakarsak, dünyanın başka bir yerinde neler yaşandığını bilmezseniz, onu durdurmak için de bir şey yapmazsınız. Eğer biliyorsanız, ya burada bir felaket ve ahlaki bir cürüm unsuru olduğunu fark edip bunu durdurmak için bir şey yaparsınız ya da kendinizi bastırıp “bunu hak ediyorlar” diyebilirsiniz. Bu da mümkün.

Şu andaki durumun “Kore sendromunun” bir türevi olduğunu düşünüyorum. Yani durum yeterinde televizyonlarda yayımlanmıyor veya belgelenmiyor. Özellikle İsrail’de halkın çoğunluğu sadece İsrail basınını takip ediyor, Gazze’de yaşananları bilmiyor çünkü daha önce de söylediğim gibi İsrail basını hükûmete ve politikalarına destek vermeye gönüllü oldu, bu nedenle de yıkımın, acının ve can kaybının gerçek seviyesini göstermiyorlar. Yani İsrail’de yabancı basını takip etmeyen İsraillilerin çoğunun yaşananlar hakkında hiçbir fikri yok.

Yabancı basını takip etmelerinin fark yaratacağını düşünüyor musunuz?

Bunun tedricen değişebileceğini düşünüyorum. Hemencecik değişir demiyorum. Daha önce de söylediğim ve şimdi de söylemeye niyet ettiğim gibi, bazı insanlar korkunç sahnelere şahit olabilir ve bu sahneleri kutlayabilir. Bu sadece İsrail için geçerli değil, genel olarak insanlıktan bahsediyorum. İnsanlık muhteşem ama insanlar her şeyi berbat ediyor. Yani işte her yerde aynı.

ABD’den İsrail’e verilen sağlam desteği nasıl izah ediyorsunuz? İkinci olarak, ABD’de ve Avrupa’da, özellikle Almanya’da kamuoyunun fikrinin yeterince değiştiğini görüyor musunuz? Yüz binlerce insan protestolara katılmak için sokaklara çıkmakta. Küresel kamuoyunun İsrail’in sağ kanat hükûmet politikalarına karşı olacak şekilde evrildiğini düşünüyor musunuz? Sizce neler oluyor?

Öncelikle bu ABD desteğinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu söylemeliyim. Biden yönetiminin tavrı çok çirkin. Bunun nedeni sadece kıyıma izin vermesi değil. Aynı zamanda onlar İsrail’i değil, İsrail hükûmetini destekliyorlar. İsrail hükûmeti İsraillilerin baş düşmanıdır. Yani İsrail hükûmetini destekleyerek Biden yönetimi İsraillilerin ve İsrail devletinin çıkarlarına, refahına ve güvenliğine gerçekten zarar veriyor. Bu hareketleri, İsrail hükûmetinin Gazze’de yaptıklarına izin vermelerinin üstüne ayrıca utanç duymaları gereken bir şey. Bu birincisi.

İkinci olarak da tüm dünyadaki gösterileri ve protestoları görüyorum. İki önemli şey söylemek istiyorum müsaadenizle. Birincisi, tabii ki genel olarak tüm dünyadaki insanları sokağa çıkmaya, gösteri yapmaya ve İsrail hükûmetinin politikalarını protesto etmeye davet ediyorum. Ama bu ikinci mesele. Daha önemli bir şey için insanlara ricada bulunmak üzere sizin yardımınızla şöyle demiş olayım: İsrail hükûmeti ile İsrail’i birbirine karıştırmayın. İsrail’in karşısında olmayın; İsrail hükûmetinin karşısında olun.

Ve en önemlisi, antisemitizm ile savaş ve işgal karşıtlığını birbirine karıştırmayın. Antisemitizm bir ırkçılık çeşididir. İslamofobi, Arap karşıtlığı ya da başka herhangi bir ırkçılık türü gibi, antisemitizm de suçtur. Bununla mücadele edin, iş birliği yapmayın. Barış adına işgal ve savaş karşıtı olun ama saldırı altındaki Yahudileri de destekleyin. Saldırganların yanında yer almayın; tam tersini yapın.

slide-0
22 Kasım 2023, Han Yunus-Gazze (AA - Mohammad Fayq
111 cesetten oluşan ölüm nehri. Mavi kefenlerin içindeki 111 Filistinli, İsrail ordusu tarafından teslim edilen cesetler Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde toplu mezara defnedildi. Havadan yapılan çekimle bir acı nehrine dönüşen cesetler acımasız savaş gerçekliğinin ulaştığı sınırı da gösteriyor.
slide-1
20 Ekim 2023, Gazze Şehri-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Gazze sadece Müslümanlara değil Hristiyanlara da ev sahipliği yapıyor. Aziz Porphyrius Kilisesi’ne yönelik saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli Hristiyanlar, hayatta olmasalar bile Gazze’de bulunmaya devam edecekler. Hristiyan din adamının saldığı tütsü ortamdaki hüznü perdelese de acıları azaltmıyor.
slide-2
7 Ocak 2024, Deyr el-Belah-Gazze (AA - Ali Jadallah)
Gazze şeridinin tamamı İsrail ordusunun hedefi. İçinde bulunan tüm insanlar, hayvanlar ve binalar dâhil olmak üzere. İsrail ordusunun saldırıları sonucu Deyr el-Belah iline bağlı Salahaddin Caddesi’nin farklı noktalarından yangın dumanları yükseliyor. Yapılabilecek olan, yangının dinmesini beklemek ve yeniden başlamak. Gazze sokak sokak, ev ev imha edilirken tüm dünya sadece tanık olmakla yetiniyor.