Content Advisory

Hassas İçerik Uyarısı

Bu site, savaş suçları gibi hassas konuları işlemekte olup, yaralı veya ölmüş insanları gösteren birçok detaylı görsel içermektedir.

Filistin’deki İşgalin Öncü Birlikleri: Uluslararası Hukuka Göre İsrail Yerleşimleri
Prof. Dr. Michael Lynk
Kanada, Ontario’daki Western University’de Emekli (Emeritus) Hukuk Profesörü ve Eski Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Özel Raportörü (2016-2022)

2024 yılı Kasım ayının ortalarında Amerika Birleşik Devletleri, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yasa dışı yerleşimlerin finansmanı ve inşasında rol alan büyük bir İsrailli yerleşimci örgütü olan Amana’ya yaptırım uyguladı. Amerikan yaptırımları, yerleşimlerin genişletilmesinde rol oynayan diğer bazı yerleşimci örgütlerin yanı sıra Filistinlilere yönelik saldırılara karıştığı iddia edilen az sayıda yerleşimciye de yönelikti.

Bu yaptırımlar, Biden Yönetimi tarafından daha önce Şubat, Haziran ve Ağustos aylarında şiddet yanlısı bir avuç İsrailli yerleşimciye yönelik olarak uygulanan yaptırımların ardından geldi. Avrupa Birliği, Kanada ve Birleşik Krallık gibi başka ülkeler ve bölgesel örgütler de son dönemde yerleşimci örgütlere ve şiddet yanlısı yerleşimcilere karşı benzer yaptırımlar uygulamaya başladı.

Adı geçen kişi ve kuruluşların bu ülkelerdeki malvarlıklarını donduran ve yerli şirketlerle bireylerin onlarla ticaret yapmasını yasaklayan bu yaptırımlar, şiddet yanlısı yerleşimcileri ve yerleşimlerin genişlemesini dizginlemede etkili bir araç mı, yoksa sadece diplomatik bir gösteriden ibaret olup İsrail’e yönelik gerçekten caydırıcı hesap verme mekanizmalarının uygulanmasını geciktiren bir oyalama mı?

Şimdiye dek, bu yaptırımların ne İsrail hükûmetinin ne de İsrail yerleşimci hareketinin davranışlarında kayda değer bir değişiklik yarattığına dair pek az kanıt bulunmaktadır. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırılarının ardından Gazze’ye yönelik İsrail askerî operasyonunun başlatılmasından bu yana geçen bir yılda, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik 1.400’ün üzerinde yerleşimci saldırısı kayda geçmiştir ki bu, ikinci intifadadan bu yana bölgede yaşanan en yüksek şiddet düzeyidir. Bu durum, yerleşim faaliyetlerinin derinleştiği ve Batı Şeria ile Doğu Kudüs’teki yerleşimci sayısının 730 bini aşarak artmaya devam ettiği bir ortamda, İsrail’deki aşırı sağcı hükûmetin örtük, hatta kimi zaman aktif desteğiyle yaşanmaktadır. Yerleşimler büyüdükçe ve şiddet tırmandıkça, cezasızlık da aynı ölçüde artmıştır.

Temmuz 2024’te Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin hukuka aykırı olduğuna ve “mümkün olan en kısa sürede” sona ermesi gerektiğine hükmeden bir tavsiye kararı yayımladı. Yerleşimlerle ilgili olarak, UAD şunları belirtmiştir: “...Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimleri ve bunlarla bağlantılı rejim, uluslararası hukuka aykırı olarak kurulmuş ve sürdürülmektedir.” Ardından İsrail’in “tüm yeni yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması ve tüm yerleşimcileri İşgal Altındaki Filistin Toprakları’ndan tahliye etmesi” gerektiğini belirtti.

İki ay sonra, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK), 124’e karşı 14 oy ve 43 çekimser oyla kabul ettiği kararla bu danışma görüşünü memnuniyetle karşıladığını ilan etti ve İsrail’in hukuka aykırı işgaline 2025 yılı Eylül ayının ortasına kadar tamamen son vermesini talep etti. Yerleşimlerle ilgili olarak ise BMGK, tüm BM üyesi devletleri, yerleşimlerin uluslararası alanda tecrit edilmesini amaçlayan bir dizi önlem almaya çağırdı:

• İsrail’in İşgal Altındaki Filistin Toprakları (OPT) adına hareket ettiğini iddia ettiği tüm durumlarda, İsrail ile antlaşma ilişkilerine girmekten kaçınmak;

• İsrail’in OPT üzerindeki hukuka aykırı varlığını, özellikle yerleşimler ve bunlarla bağlantılı rejim bağlamında, daha da pekiştirme riskini taşıyan ekonomik veya ticari ilişkilere girmekten kaçınmak;

• Yerleşimlerle ilgili bağlamlar da dâhil olmak üzere, İsrail’in OPT’deki hukuka aykırı durumunun sürdürülmesine katkı sağlayabilecek ticaret veya yatırım ilişkilerinin önlenmesi yönünde adımlar atmak;

• Kendi vatandaşlarının, yargı yetkileri altındaki şirket ve kuruluşların, yerleşimlere herhangi bir şekilde destek vermesini ya da İsrail’in OPT’deki hukuka aykırı varlığını sürdürmesine yardım veya kolaylık sağlamasını engelleyecek önlemler almak;

• İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatına son verilmesi ve bunlara ek olarak, OPT’de kullanılacağına dair makul şüphe bulunan silah, mühimmat ve ilgili ekipmanların İsrail’e temin edilmesinin ya da transferinin durdurulması yönünde önlemler almak;

• İsrail’in OPT üzerindeki hukuka aykırı varlığının sürdürülmesinde rol alan gerçek ve tüzel kişilere karşı, yerleşimci şiddetiyle bağlantılı durumlar dâhil olmak üzere, seyahat yasakları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımlar uygulamak.

Uluslararası hukukta, İsrail yerleşimlerinin son derece yasa dışı olduğuna dair küresel bir görüş vardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, BM İnsan Hakları Konseyi, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi Yüksek Akit Tarafları, Avrupa Birliği, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Kızıl Haç Komitesi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Al-Haq ve B’Tselem bu görüştedir.

Son zamanlarda İsrail yerleşimlerinin, insan hakları ve insancıl hukuk ihlallerinin en ciddileri arasında yer alan bir savaş suçu teşkil ettiği de anlaşılmıştır. İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Özel Raportörü olarak görevde olduğum Mart 2021 tarihinde yazdığım bir raporda, birçok ülkenin kendi iç hukukuna da dâhil ettiği 1998 tarihli Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü uyarınca, bir işgalci gücün işgal altındaki topraklarda sivil yerleşimler kurmasının savaş suçu teşkil ettiğini belirtmiştim. Statü’nün 8. maddesi, 2-b (viii) bendinde şu ifadeye yer verilmektedir:

“...savaş suçu şunları kapsar: İşgalci Gücün, kendi sivil nüfusunun bir kısmını, doğrudan ya da dolaylı olarak, işgal ettiği topraklara transfer etmesi...”

2021 tarihli raporumu şu ifadelerle sonlandırmıştım:

“…İsrail yerleşimleri, bu bitmek bilmeyen işgalin itici gücüdür ve bir savaş suçu teşkil etmektedir. Uluslararası hukuka ve Roma Statüsü’ne aykırı şekilde sivil yerleşimler başlatan ve bunları genişleten bir işgalci güç, barış konusunda ciddiyet taşıyor olamaz. Aynı şekilde, uluslararası hukuka açıkça karşı gelen bir işgalci güce karşı hesap verilebilirlik mekanizmaları uygulamayan uluslararası toplum da kendi yasaları konusunda ciddi değildir.”

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Eylül 2024 tarihli kararında öngörülen yaptırımların tüm kapsamıyla uygulanması dışında, Küresel Kuzey ülkelerinin yalnızca en aşırı İsrailli yerleşimcilere ve bazı yerleşimci örgütlere yönelik duyurduğu kısıtlı önlemlerin, yerleşimlerin dinamik bir şekilde büyümesine engel olma konusunda hiçbir bir etkisi olmayacaktır. Yaptırımların asıl hedefi, yerleşimlerin varlığını ve başarısını mümkün kılan planlama, finansman, hukuki idare, güvenlik sağlama ve teşvik ve tanıtım faaliyetlerinden doğrudan sorumlu olan İsrail’in siyasi liderliği olmalıdır. Bunun dışındaki her şey, göz boyamadan ibarettir.

Filistin’deki İşgalin Öncü Birlikleri: Uluslararası Hukuka Göre İsrail Yerleşimleri
14 Eylül 2024, El-Halil-Filistin (AA - Mamoun Wazwaz)
1 Ağustos 2023, El-Halil-Filistin (AA - Mamoun Wazwaz)
6 Temmuz 2024, El-Halil-Filistin (AA - Amer Shallodi)
12 Nisan 2024, Ramallah-Filistin (AA - Issam Rimawi)
18 Mayıs 2023, Kudüs-Filistin (AA - Mustafa Alkharouf)
10 Nisan 2023, Batı Şeria-Filistin (AA - Enes Canlı)
Fanatik Yahudi yerleşimciler, Filistin’deki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini desteklemek amacıyla işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki İsrail kontrol noktası “Za’tara” (Tapuah) kavşağından başlayarak İsrail kanunlarına göre “kaçak” inşa edilen yerleşim birimi Evyatar’a doğru yürüyüş düzenledi.
27 Temmuz 2023, Ramallah-Filistin (AA - Issam Rimawi)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın kırsal alanlarında Yahudi yerleşimciler tarafından kurulan kaçak yerleşimler, geçimlerini hayvancılık ve çiftçilikten sağlayan bölge sakini Filistinlilerin hayatlarını ciddi anlamda zorlaştırıyor. Bölge sakinleri, Batı Şeria kırsalındaki bu kaçak yerleşimlerde yaşayan Yahudilerin, Filistinlileri çeşitli şekillerde rahatsız ederek buradaki geniş arazileri ele geçirmeyi hedeflediğini söylüyor. Ramallah iline bağlı El-Muğayyir beldesindeki Um Raşraş’ta yaşayan Filistinliler, Yahudi yerleşimcilerin çok sık tekrarlanan tacizlerine uğruyor.